Giriş:
Yemyeşil ormanın çiçekli düzlüğünde Lale adında sevimli bir ceylan yaşardı. Lale’nin sırtında sabah ışığı gibi parlayan küçük benekler vardı. İnce adımlarıyla çimenlerin arasında yürür, her yaprağa sevgiyle bakardı. En yakın dostları Miskin Salyangoz, Tonton Tavşan ve Neşeli Serçe idi. Dört dost, her sabah büyük çamın altında buluşur, ormanın o gün onlara hangi güzelliği göstereceğini merak ederdi. Bir gün güneş, dalların arasından yere benek benek ışıklar düşürdü. Lale bu ışıkları görünce, Ormanda saklı bir ışık oyunu var, diye düşündü.

Gelişme:
Lale dostlarına seslendi. Bugün yerdeki ışık beneklerini izleyelim ve onların yaptığı şekilleri bulalım, dedi. Tonton Tavşan hemen sevindi. Ben yuvarlak ışıkları sayarım, dedi. Miskin Salyangoz, Ben yavaş yürürüm ve küçük ışıkları dikkatle görürüm, diye ekledi. Neşeli Serçe de dallardan bakıp ışıkların nerede toplandığını haber vereceğini söyledi.

Dostlar çamın gölgesinden başlayarak ilerledi. İlk yerde üç yuvarlak ışık vardı. Tonton Tavşan bunları saydı ve, Bunlar minik güneşlere benziyor, dedi. Biraz ötede uzun ince bir ışık çizgisi göründü. Miskin Salyangoz bu çizginin yanından ağır ağır geçti. Bu da dereye giden parlak bir yol gibi, diye mırıldandı. Neşeli Serçe yukarıdan ötüp, İleride yaprakların arasında kalp gibi bir ışık var, dedi.

Lale o ışığın yanına usulca gitti. Gerçekten de yerde yumuşak kenarlı, güzel bir şekil duruyordu. Hep birlikte ona baktılar. Her biri başka bir şey düşündü. Lale onu sevgiye, Tonton Tavşan dostluğa, Miskin Salyangoz sabra, Neşeli Serçe de neşeye benzetti. Sonra çocuk kalpli yavru hayvanlar açıklığa geldi. Lale ve dostları onlara ışık oyununu anlattı. Her yavru, yerdeki beneklerde gördüğü şekli söyledi. Kimse acele etmedi, herkes birbirini dikkatle dinledi.

Sonuç:
Akşamüstü güneş alçalınca ışık benekleri yavaş yavaş yer değiştirdi. Orman altın renkli, sakin bir örtüye büründü. Lale, dostlarına bakıp gülümsedi. Bugün aynı ışığa baktık, ama hepimiz başka bir güzellik gördük, dedi.

O günden sonra ormandaki dostlar, güneşli günlerde yere düşen ışıkları izlemeyi alışkanlık edindi. Yaprakların arasından süzülen her ışık, onlara yeni bir düşünce, yeni bir şekil ve yeni bir gülümseme getirdi. Lale Ceylan ise beneklerini sevgiyle taşıdı. Çünkü dikkatle bakan gözler, en sade ışıkta bile rengârenk bir masal bulurdu.

Bu Masalı Paylaşın: